Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


Sağlık Sistemimiz
Başlarken

Tıp ve İnsan

Sağlık Sistemimiz

Sağlığımızı Korumak İçin

Çeşitli Hastalıklar

Önemli Günler

Katalog

Resimler

Konuk Defteri

İletişim Bilgileri

Linkler

Saat,Hava-Yol Durumu

Haber-Bilgi-Bilgisayar-Eğlence

Ana Sayfa

Sağlık Sistemimizle İlgili Düşüncelerim

Sağlık Sistemimizin Finansman Durumu
Sağlık sistemimizdeki yoklukların nedeni sanıldığı gibi paranın olmaması değil paranın ve sistemin kötü yönetimidir. Çünkü öncelikler yanlış belirlenmiştir. Sağlık ve sosyal sigorta sistemleri ile toplanan paranın nereye harcanacağı bilerek veya bilmeyerek yanlış belirlenmektedir. Bununla ilgili bir çok örnekler vardır,bunların bir kısmını anlatmaya çalışacağım,bazılarına da öneriler getirmeye çalışacağım. Hepimizin bilmesi ve kabul etmesi gereken temel şey,paranın hangi amaçla toplandığı ve nereye,nasıl harcandığı önemlidir ve nedense çeşitli ambalajlarla bu durum gizlenmekte,geçiştirilmektedir. Tüm sağlık sigorta sistemlerinde parayı verenin temel beklentisi hasta olmadan sağlığının korunması ( koruyucu ya da temel sağlık hizmetleri ) veya hasta olduğunda tedavi olabilmektir ( tedavi edici sağlık hizmetleri ) . Bu paralarla , hastane binalarının yapılması,onarımı,ihaleler açılması,bu hastanelerde çeşitli branşlarda personel çalıştırılması,binaların çeşitli teknolojilerle veya mobilyalarla donatılması vb. işlemlerin tamamı sağlık hizmetinin kamu tarafından sunulması sözkonusu olduğunda tamamen ve de kesinlikle daha az önemdedir. Hatta bazen bunlar gereksiz harcamalar olarak bile kabul edilmelidir. Çünkü,Türkiye’de kişi başına yapılan sağlık harcamalarının çoğu,sanıldığı gibi bireylere,hizmete ihtiyaç duyanlara değil,arsa, bina, mobilya, çalışan personel,vb. yan alanlarda kaybolmaktadır. Toplanan veya bazı sigorta sistemlerinde toplanmaya çalışılan primler,vergiler mutlaka bu yan alanlara harcanmak zorunda mıdır? Bence değil. Çünkü bu tarz yaklaşımlar , koruyucu ya da tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılan payı azaltmaktadır. Bu noktada gözden kaçan bir ayrıntıyı biraz anlatmaya çalışacağım. Devlet Hastanesi olarak bilinen kurumlar , Sağlık Bakanlığı’na aittir. Bu kurumlar vatandaşın vergileriyle , Sağlık,Bayındırlık ve Maliye bütçelerinden yapılmaktadır. Yapımdaki temel vergi kalemi ise sağlık primleridir. Bu kurumların tüm parasal ihtiyacı , binasından personeline,malzemesinden elektriğine bu vergilerle,yani sağlık hizmeti vereceğiz diye toplanan vergilerle karşılanır. Yine de bu kurumların ihtiyacı bir türlü karşılanamaz ve eksiklerle doludur. Bu kurumlara tedavi için giden bir devlet memuru kurumundan bir sevk alarak gider. Yapılan tetkik ve tedaviler sırasında veya sonrasında bu evraklar doldurulur ve hastanın bağlı olduğu kurumlardan bu giderler tahsil edilir. İlk bakışta çok mantıklıdır bu sistem. Fakat iyice bakınca aslında Devlet’e daha doğrusu vergi mükellefine ,normal vatandaşa çifte yüktür. Çünkü,Devlet hem kendi parasıyla hastane yapmakta,Devlet’in bir başka kurumu da buradan hizmet satın almaktadır. Hizmet satın almayı anlıyorum. Sosyal Devlet olmanın gereği vatandaşının sağlığına bir şekilde katkıda bulunmaktır,aksi sosyal barışı sarsar ve kabul edilemez bir durumdur. Hizmeti satın alıp vatandaşına ulaştırmak kutsal bir Devlet görevidir;adalet sunmak,güvenliği sağlamak gibi. Peki ama bina yapmanın,içerisine çeşitli malzemeler koymanın,bu iş için personel çalıştırıp maaş vermenin kutsallığı nerededir,Sosyal Devlet olmakla bina yapmanın ve binanın bakımını üstlenmenin bağlantısı nerededir. Bu binalardaki kurumlar vatandaşa hayırolsun diye hizmet vermiyor ki. Vatandaş devlet memuru ise harcamasını kurumuna ödetiyor,memur değilse vatandaştan parasını alıyor. Üstelik de her ne hikmetse bir türlü hizmetin kalitesi istenilen seviyeye getirilemiyor. Bu durumda Devlet’in kurumları,yani memurun çalıştığı kurum sağlık hizmetini Devlet’in tespit edeceği fiyatlarla istediği özel veya kamu kuruluşundan alsa nasıl olur ? Bu sayede hizmeti veren kuruluşlardan alınan vergiler de sağlık bütçesine katılmış olur,sağlık hizmetinin kalitesi artırılmış olur. Çünkü mevcut uygulamada Devlet’e ait hastaneler hemen hemen hiç vergi vermemekte,su,elektrik,telefon vb. harcamalarının borçlarını da çoğu zaman ödememektedir. Hatta bir çok sağlık ocağı,ödenek yokluğundan dolayı yakıt,kırtasiye malzemesi,ambulansın benzini gibi harcamaları vatandaştan topladığı gönüllü bağışlarla karşılamaya çalışmaktadır. Oysa tedavi edici hizmetler için harcanan ve maliyeti çok yüksek olan sağlık kurumlarının kendisine ait harcamalar olmasa koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay olağanüstü miktarlarda artırılabilir. Böylece de insanlarımızın çoğu hastalanmadan hastalıklardan korunacağı veya korunacağı için vatandaşın ve kamu kurumlarının yaptığı sağlık harcamaları da azalır. Kamuya ait tedavi edici sağlık kurumlarına yani bildiğimiz Devlet Hastanelerine harcanan para ister istemez çok yüksek miktarlardadır. Çünkü sağlık hizmetleri çok pahalıdır. Bugün Devletimiz,kamunun sunduğu sağlık hizmetlerinin Devlet Hastanelerindeki toplam ve gerçek maliyetini çıkarsa ( bina,personel,malzeme,onarım vs. ) , buna bir de bu kurumlardan alamadığı vergilerden,ödenmeyen borçlarından,vatandaşın uzak uzak diyarları gezmesinden dolayı uğranılan zaman ve iş gücü kaybından dolayı toplanan zarar eklense ; bu maliyetin yarısından bile daha aza harcamayla vatandaşına sağlık hizmetini istediği kurumdan alabileceğini hepimiz net olarak görürüz. Buna benzer ve hatta bazen bundan bile kötü uygulamaları,ne yazık ki Devlet’e ait hemen hemen tüm sağlık sigorta sistemlerinde ve sağlık kuruluşlarında görebilmekteyiz. Bu yaklaşım Devlet’in vatandaşına sırtını dönmesi ya da sosyalleşmekten uzaklaşması , Devlet Kurumlarının peşkeş çekilmesi değildir. Tam tersine,toplanan vergilerin amacına uygun , vatandaş yararına kullanılmasıdır. Çünkü aynı hizmetin belki daha bile kalitelisini,hızlısını,kolay ulaşılabilenini daha ucuza satın alabilecek ve vatandaşına sunabilecektir. Yeter ki bu sahanın kuralları net,dürüst,bilimsel ve tavizsiz olarak belirlensin ve bu kurallara uyulması sağlansın,denetim ve temel organizasyon,sağlık politikalarının belirlenmesi işi iyi yapılsın. Şöyle bir örnek vereyim. Bir belediye kentin temizlik,çöp toplama işini kendi personeline değil de bir özel firmaya verdiğinde vatandaşın bundan dolayı uğradığı kayıp nedir? Yani , belediye,çöp toplama makineleri vs satın almadan,bu iş için ayrıca personel istihdam etmeden , kurallarını ve denetimini doğru dürüst yapmak kaydıyla temizlik işini dışardan satın alırsa vatandaş veya belediye bütçesi zarar görür mü? Alt yapının yapımı,verilen hizmetin kontrol ve denetimi gibi çok özel durumlar dışında hayır. Ya da ekmeğimi apartman kapıcısı,bazen birazcık da bahşiş alarak getireceğine bakkalın çırağı getirse ekmek alanın bundan kaybı olabilir mi? Kamu yönetiminin , maliyeti çok yüksek olan,parasal kaçaklarının denetimi çok zor olan ve paraların adeta çarçur edilmesine neden olan “tedavi edici hizmetlere ait” bina yapımı , personel istihdamı gibi harcamalardan vazgeçmesi gerekmektedir. Bunun yerine hizmeti en ucuza ve en kaliteli kimden satın alabilirim arayışına girmelidir. Bunu istisnaları bellidir : Makro ölçekli,yani ulusal orta ve uzun vadeli planlaması,temel sağlık politikalarının belirlenmesi ( yani sağlıklı ve korunan nesiller için mi uğraşayım,yoksa önemli değil hastalıklı nesiller olsun ben onları tedavi etmekle uğraşayım gibi temel sorulara temel cevapların verilmesi ) ; sağlık eğitiminin,standartların,çalışma ve tetkik tedavi kurallarının tespit edilmesi ; yapılan uygulamaların organizasyon ve denetiminin sağlanması , bütün bunlarla ilgili fikirler ve planlamalar oluşturulması Devlet’ in görevleri olmalıdır. Temel sağlık hizmetleri , yani koruyucu sağlık hizmetleri ise Devlet tarafından asıl yapılması gereken sağlık hizmeti olmalıdır . Artık daha fazla geç kalınmadan koruyucu sağlık hizmetlerine hakettiği önem ve değer verilmelidir. Zaten kıt olan kaynaklarımızı da çarçur etmekten vazgeçilmelidir. Bu temel karar verilmeden kamu sağlık bütçesinin denkleştirilmesi,hizmet kalitesinin artırılması,hem vatandaşın,ham de çalışanın memnun edilmesi mümkün değildir. Burada parantez açarak ,toplanamayan primleri ve vergileri,toplanıp da israf edilen ve nereye niçin gittiği belli olmadan bazılarına sunulan milyarlarca doların büyüklüğünü,bunların sağlığa , güvenliğe, bence daha da önemlisi adalete ayrılması gerektiğini söylemeye bile gerek yok,rakamlarla sizleri boğmanın da anlamı yok.


Geri dön/Sayfa başına git/ Ana Sayfa /e-posta