Türkiye'de Devletin Sağlığa Bakışı
Bir sistemin çalışmasının meyvalarını ortaya çıkaran ve geleceğini belirleyen en önemli faktör, o sistemi ( sağlık sistemini ) yönetenlerin olaya bakışı ve amaçladıklarıdır. Bu bakış ortaya konulmadan sağlık sistemi ile ilgili olarak yapılacak her türlü yorum ve öneri havada kalır. Çünkü,temel sağlık politikalarını üretenler yapılan veya yapılmayan her şey ile orta ve uzun vadede bir takım şeyler hedeflemektedirler. Günlük hengame arasında hiç önemsemediğimiz ve bilemediğimiz bu hedefler, aynı zamanda belirli bir sistem dahilinde ve bilinçli olarak, sağlıkta eğitimden ve finansdan tutunuz da,hizmetin halka veriliş şekline kadar ve hatta bazı basın yayın organlarının olaya yaklaşımına kadar her şeyi etkilemekte, yönlendirmekte ve yönetmektedir. Bu hedeflerin ne olduğu, Devlet Planlama Teşkilatının bazı birimleri ve temel politikalarımızı belirleyen küçük bir azınlık dışında kimse tarafından açık olarak bilinmemektedir.
Temel sorunumuz şudur : Genel eğilim olarak kamu yönetimi ya da siyasal iktidarlar sağlık harcamalarını bütçeye yük olarak görmüşlerdir. Oysa ki sağlık sektörüne olan ilgileri hiç eksilmemiştir. Çünkü sağlık sektörü hem geniş halk kitlelerine ulaşmak ve siyasal birtakım söylemlerde bulunmak için etkili bir araç olmuştur. Tıpkı halkın milli ve manevi değerlerini oy için araç olarak kullanmak gibi. (Tıpkı eğitim sistemimizi ve ulusal güvenlik sistemimizi ve dış politikamızı oy için kullanmak gibi.) Yine sağlık alanı, işsizler için umut kapılarından biri olmuştur. Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında sürekli gündeme getirilen çeşitli sorunlar, bunlara çözüm getireceğini ileri süren bazı yöneticiler, siyasiler. Sonuç sıfır. Unutulan yine halkın beden ve ruh sağlığı, gümbürtüye giden yine millet. Olaya basit ve bilimsel yaklaştığımızda daha farklı şeyler görüyoruz.
Sağlık hizmetini vermeye çalışanlar ekonomist, politikacı ya da kanun koyucu veya denetleyici değildir. Verilen malzemeyi kullanarak hizmet vermektedirler. Verilen malzeme, konu ile ilgili kanun, yönetmelik v.b. mevzuattan tutunuz da iyi yetişmiş veya yetişmemiş sağlık personeline, bina, malzeme, ilaç vs. den tutunuz da ambulans, yatak çarşaf vsye kadar akla gelen veya gelmeyen bir çok şeyi içerir. Her alanda, her meslekte olduğu gibi mevcut boşluklardan çıkar elde etmek isteyen çalışan veya yöneten bulunabilir ; bu durum çalışanın değil kör-topal yürütülmek istenen, bir türlü düzeltilmek istenmeyen sistemin kusurudur. Eğitimden finansa, standardizasyondan organizasyona, denetimden siyasi iradeye, isteğe kadar hemen her şeyin bozuk ve eksik olduğu bir sağlık sisteminde kimse kendisine günah keçisi arayıp suçu başkasına atmasın.
Sağlık sistemi ne başhekim tayini ile, ne kapı kırmakla, ne yataksız, doktorsuz, hemşiresiz, araç-gereçsiz hastane açmakla, ne nutukla ne de sorunları uyutarak rafa kaldırmakla çözülemeyecek kadar ciddi ve önemli bir iştir. Sağlık hizmetini almaya çalışanlar da ne kurumları kendileri kurmuşladır ne de sistemin yanlış çalışmasından sorumlu, kabahatlidirler. Herkes de pekala bilir ki ortada bir sorun varsa, bunlar çözülmeyerek günümüze kadar gelmişse bunun tek sorumlusu, bugüne kadar memleketi yöneten herkestir. Kendilerine yetki verilmiştir, para verilmiştir, Allah da akıl vermiştir. Bütün bunları bir araya getirip kullanmamışlarsa bunun sorumlusu ne halk ne de çalışanlar olamaz. Olsa olsa bu durumu ortaya çıkaranlar ya da göz yumanlara art niyetleri var diye bakılabilir. Az önce değindiğim gibi sağlık sektörü, kamu yönetimi için bütçeye bir yük olarak görülmüştür, fakat çeşitli siyasal nedenlerden dolayı da ellerinden bırakmamışlardır. Ne yardan ne de serden vazgeçememişlerdir.
Sağlık sektöründe denetim de olaya kamu yönetiminin bakışını doğrudan yansıtır. İl sağlık müdürleri, ilçe sağlık grup başkanları yasalarda yazılı amir hükümler sözkonusu olsa bile çoğu zaman merkezi idarenin emri veya izni olmadan çok acil durumlarda bile olaylara müdahale edememişlerdir. Ola ki merkezi siyasi yönetimin istek ve beklentileri dışında uygulamaları olabilir diye serbest bırakılmamışlardır. Sanki doktorları yetiştirirken kamu veya hastane idareciliği veya hukuk dersleri veriliyor gibi adamları başhekim diye tayin ederler ve kalorifer borusundan tutun da alınan yoğurdun, pamuğun kalitesine, yapılan ihaledeki yasal prosedürden tutun da binanın korumasına kadar herşeyden sorumlu tutarlar. Fakat izinsiz, habersiz bir şey yaparsa da tayin emri bile gelmeden yeni başhekim veya bakan hemen hastaneye gelir. Eldeki mevcut yetersiz mevzuat ve uygulamalara göre bile bugün namuslu bir denetim yapılsa kamuya ait hastanelerin ve diğer sağlık kurumlarının neredeyse yarısını kapatmak veya cezalandırmak gerekir. Ama ne mümkün. Kamu yönetiminden hesap sorulmaz. Milletvekili dokunulmazlığı, memurun muhakemat yasası, daha da önemlisi Devletin Ali Menfaatleri sözkonusudur. Ya milletin menfaatleri ne zaman hatırlanacak.
Haydi hep beraber itiraf edelim. Yıllardan beri sağlık sektörümüz, tıpkı eğitim-öğretim gibi, tıpkı, adalet gibi ihmal edilmiştir, önemsenmemiştir. Her üçü de üretmeyen,kamu bütçesine para kazandırmayıp,bütçeden sürekli para eksilten sektörler olarak görülmüştür. Para ise bugün dünyamızı yöneten tek şeydir,ne yazık ki. Peki ya insanlık ölürse ne olacak. Kelaynak kuşu gibi bir şey olsa belki genetik kopyalama işe yarar. Ama insanlık öyle değil ki. İnsanlık soyut bir kavram ve kutsal bir değer. İnsanlığın sağlığını, eğitimini, güvenliğini sağlamak ve insanlığa adil davranmak gerekir. Devlet olmanın gereği, devletlerin varlık sebebi budur. Devlet mekanizmaları idare ettiği halkın temel insani gereksinimlerinin karşılanması için gereken düzenleme, yönlendirme ve denetleme görevini yapmak durumundadır. Devletin küçücük bile zaaf gösterdiği her alanda anarşi doğar. Bugün sağlık sektörümüzdeki anarşinin temel nedeni Devlet Mekanizmamızın olaya ciddi, istekli ve yeterli ilgi göstermemesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Mevcut sağlık anarşisinin giderilmesinin en temel yolu ve en birinci şartı ise Devlet Mekanizmalarının sağlığa bakışının değiştirilmesidir.
Geri dön/Sayfa başına git/
Ana Sayfa
/e-posta