Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


Sağlık Sistemimiz
Başlarken

Tıp ve İnsan

Sağlık Sistemimiz

Sağlığımızı Korumak İçin

Çeşitli Hastalıklar

Önemli Günler

Katalog

Resimler

Konuk Defteri

İletişim Bilgileri

Linkler

Saat,Hava-Yol Durumu

Haber-Bilgi-Bilgisayar-Eğlence

Ana Sayfa

Sağlık Sistemimizle İlgili Düşüncelerim

Türkiye'de Sağlık Öğrenimine Genel Bakış
Bir çok branşta olduğu gibi,hatta temel öğrenim döneminde bile eğitimden çok öğretim yapılmaya çalışıldığı için başlığımız sağlık eğitimi değil,sağlık öğrenimi ama bunu bir an önce sağlık eğitimi haline getirmek zorundayız. İnsan sağlığının emanet edildiği çok önemli bir meslek grubunun eğitim ve öğretim işleri bir takım günlük siyasi kargaşalardan,kişisel veya grupsal bazı çıkar ve beklentilerden uzak ve tamamen bilimsel kurallara göre yapılmalıdır. Böyle bir meslek grubunu hiçbir nedenle siyasi yapılanmaya itmemeliyiz. Buna , meslek örgütleri ve her seviyedeki sağlık okulu ve sağlık bürokrasisi dahildir. Bu sözleri herkes kendine çekmesin veya başkalarına yöneltmesin,herkesi kastediyorum. Biri bir yana biri diğer yana çekerken parçalanıp ellerinde kalacak bir gün.
Sağlık öğrenimi 1928 tarihli Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun , 1954 tarihli Hemşirelik Kanunu v.b. tarih ve içerik olarak düşündürücü ve eskimiş yasalarla idare edilmektedir. Zaman zaman bazı kanun hükmünde kararname,yönetmelik,tüzük,genelgelerle düzenlemeler yapılmışsa da işin aslı durmakta,yapılan düzenlemeler ise sanıldığı gibi her zaman iyi sonuçlar vermemektedir. Bu tür hızlı ve altyapısı hazırlanmadan yapılan mevzuat değişiklikleri ve uygulamalar ( beklenen ve bilinen ) kötü sonuçları doğurabilmektedir. Ani bir siyasi kararla veya dar bir grubun iradesi ile verilen ve uygulayıcıların bilimsel nitelikteki fikirleri alınmadan yapılan bu uygulamalar doğru değildir.
Sağlık öğretim ve eğitimi , masa başında ve araştırılmadan alınan gel geç kararlarla idare edilmemelidir. Bu durumla ilgili örnekler çoktur. Bir yaz tatilinde ve 1-2 haftalık ani bir kararla , hemşire,ebe,sağlık memuru,teknisyen(anestezi, röntgen,laboratuar,tıbbi cihaz vs. ) yetiştiren sağlık meslek liseleri yüksekokul yapıldı. Küçük yamalar hariç ayni kadro ile,aynı okul,tesis ve donanım ile ,aynı kafa yapısı ile ve bilimsel hiçbir dayanağı olmadan bir emirle liseler yüksek okul yapıldı. Bunların çoğu da iki yıllık yapıldı. Bu , çok üzücü ve düşündürücüdür. Sadece hemşire,ebe gibi meslek grubundaki gençleri değil , hiçbir meslek grubunu liseden sonra iki yıl ve alt yapısız güya bir eğitimle mezun edip ortalığa atmaya kimsenin hakkı yoktur. Amaç üniversite çağında beklemedeki gençlerin sayısını eritmekse yöntem bu olamaz ; çünkü bu insanlara şu veya bu şekilde can teslim edilecek . Oysa ki sağlık meslek lisesi + yüksekokul şeklinde yapılsaydı ve başarılı olanlar devam etseydi durum değişirdi. Yaz tatiline girerken lise öğretmeni statüsünde olanlar okullar açıldığında yüksekokul veya fakültede öğretim görevlisi oldular.
Hastanemizde çalışan hemşire,ebe,teknisyenlerin diploma örneklerini okullarından istedim. Gelen yazılarda bu adreste böyle bir okul yok,burası bir yüksekokul,böyle bir öğrencimiz yok yazılıydı. Mübarekler kayıtları da mı sildiniz ? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz ? Yoksa burası affınıza sığınarak muz cumhuriyeti mi de aklına esen istediğini yapıyor ?
Bugün inanın sayısını benim de net olarak bilmediğim tıp fakültesi var, sanırım 53 oldu. 1999’da , YÖK’e bildirilen kontenjanlara göre 37 tıp fakültesine 4394 kişi alınmış . 1979 ‘da (Adana ) Çukurova Tıp Fakültesi’ne başladığımda sınıf mevcudumuz yaklaşık 85 kişiydi. Ben mezun olurken bizim sınıf yaklaşık 80 kişiydi ama 1.sınıfa 450 kişi almışlardı Okul binası,derslikler,laboratuarlar her şey aynıydı. Derslikler yetmediği için boş bulunan her yere tahtadan balkonlar,masalar yapılmıştı. Daha okuduğunu bile anlamayan bazı asistanlar birkaç ay içinde önce yardımcı doçent,hemen sonra da doçent yapılmışlardı. Benim tembel sayılan bir sınıf arkadaşım da mezuniyetten 5 yıl kadar sonra histoloji profesörü olmuştu. Analar babalar da çocuğumuz tıbbiyeye gidiyor diye seviniyor. Hastalarımız da doktora muayene oluyoruz diye umutlanıyor. Bir ara da , Türkiye’deki uzmanlık sınavını kazanamadığı için yurtdışına gidip ihtisasa başlayan doktorlar kalan uzmanlık eğitimlerini tamamlamak için Türkiye'deki eğitim hastanelerine kabul edildiler. Bunların çoğu da bırakın yurtdışında ihtisas yapmayı,sınırı geçmeden,pasaport ve evraklar üzerinde yapılan işlemlerle ihtisasa başlamış göründüler. Gerçekten de yurt dışına çıkanlar ise tıp eğitimi ve uygulaması olarak o tarihlerde bizden çok çok geri olan Macaristan,Gürcistan,Özbekistan gibi ülkelere giderek güya eğitim gördüler. Fransa,İngiltere gibi gelişmiş ülkelere gidenleri ise çoğunlukla sadece hayvan laboratuarlarında çalıştırdılar ve insanlara,hastalara el sürdürmediler. Bu tip bir eğitime karşı çıkıp bu asistanları kliniğine kabul etmeyen şefler ise ya sürüldüler ya da istifaya zorlandılar. Bir Allah’ın kulu da çıkıp kardeşim siz yanlış yapıyorsunuz ya da biz yanlış yapmışız kusura bakmayın demedi. Bunları bildikleri için de kendileri hasta olduklarında ya çok lüks özel hastanelere ya da yurt dışına gitmeye başladılar.
Ege Üniversitesi yıllarca “ paramedik” yetiştirdi. Fakat devletimiz böyle bir mesleğin varlığını kabul etmedi,mezunlarına kadro açmadı ve çalışmalarına izin vermedi. Nedir paramedik diye sorarsanız anlatayım: Hani Amerikan filmlerinde görürüz ,hastayı ambulansa alırlar. Almazdan önce ve olay yerinde müdahaleye başlarlar,hastaneye gidinceye kadar da yakalarındaki,kulaklarındaki veya ceplerindeki cihazlarla sağlık merkezi ile sürekli bağlantı halinde müdahale ve bakıma devam ederler. İşte bunlardır paramedik. Bu kişiler ilk yardım ve ambulansla hasta nakli için çok önemlidir. İyi ve sıkı bir öğrenim görürler. Devletin kabul etmemesinin nedeni kanunlarda böyle bir şeyin olmamasıdır. O kanunlar çok eski hanımlar beyler , bence varolanı reddetmek yerine bilimsel kurallara uygun olarak o varlığı düzenlemek daha doğrudur.
9 Ekim 2000 ‘de CNN Türk isimli televizyon kanalında Boğaziçi Üniversitesi Rektörünü konuşturdular. Saygıdeğer bir bilimadamı neredeyse ağlayacak. 1100 civarında kontenjan bildirdik,YÖK bize 1500 civarında öğrenci yolladı ,barındıracak yurt,okutacak derslik,yeterli öğretim görevlisi yok diyor. Bir ülkede öğretim-eğitim konusunda bu kadar kolay kararlar verilmesi,adeta akşam yemeğindeki sohbet sırasında akla gelenlerin sabah uygulanması çok üzücüdür. Bundan sonra da çıkıp,binam çöktü,hastama yanlış teşhis konuldu,milletvekili tavana çiğ köfte yapıştırdı vs. demeye kimsenin hakkı kalmıyor. En azından yönetim kademesinde şu veya bu şekilde bulunanların şikayete ya da laf salatası yapıp sen-ben demeye hakları kalmıyor.
Her alanda olduğu gibi , sağlık meselemizin de en temel ve en birinci problemi eğitim ve öğretimdir. Sadece hizmeti veren öğretim görevlisi,doktor,hemşire,teknisyen ve diğer tıbbi personelin değil sağlık yönetiminin her kademesinde çalışanların da eğitim ve öğretime ihtiyacı vardır. Bu sayede sağlık sistemimizdeki aksaklıkların daha iyi görülebilmesi ve akılcı çözümler üretilmesi sağlanır. İnsanla muhatap olduğu halde yaptığı işin insani boyutunu unutanlar,bunun eğitimini alamamış / verilmemiş olanlar ya da yönettiği meslek grubunun ve hizmet verilen kesimin,yani halkın yaşadığı sorunları yaşamayan,SSK’da kuyruk bekleyip tedavi olarak bu zorluğu görmeyenler hem hizmeti eksik ve yanlış verir,hem de hizmeti doğru vermeye çalışanlara bir şekilde istemeden de olsa engel olabilirler. Dolayısıyla eğitim ve öğretimi düzgün hale getirerek sağlık sorunlarımızın uzun vadeli çözümü için önemli bir adım atmış oluruz.


Geri dön/Sayfa başına git/ Ana Sayfa /e-posta